MASAL, MÜFREDATA GİRMELİ DERS OLARAK OKUTULMALI!

‘Okul öncesi ve ilkokulda özelikle ders programında masal şart’ diyen eğitmen Nazlı Çevik Azazi: Çocuğun konsantre eksikliği ortadan kalkar. Anlatma becerileri gelişir. Almanya bunu yapmaya başladı.
15 Mayıs 2019 09:04

Nazlı Çevik Azazi, bir masal anlatıcısı, eğitmen ve yazar. 2017’de Almanya’da Thüringen Masal ve Efsane Ödülü’nü aldı. Gerçek mesleği veteriner olan Azazi, masal dedektifliği yaparak sözlü hikâye etme geleneğini gelecek nesillere taşımak için canla başla çalışıyor. Nazlı Çevik Azazi ile bir araya geldik ve masalı konuştuk. Eğitmen Nazlı Çevik Azazi’nin sorularımıza verdiği cevaplar şöyle:

İNSANLIĞIN EN ESKİ OKULU

Oyun, masal ve hikâye çocuğun vazgeçilmezi... Özelikle masal, çocukların dilini konuştuğu için hemen onları yakalıyor. Masal, çocuğun en iyi arkadaşıdır. Anlatıcı hakkını verip uygularsa öğrenme daha çok gerçekleşir. Çocuklar masal ile iyilik ve kötülükleri öğreniyor. Kendi duygularını öğreniyor. Masallar insanlığın en eski okuludur. Okul öncesi dönemde masalın etkisi bütün bu faktörlerden dolayı oldukça önemli… 

SÖZLÜ GELENEK UNUTULDU

Dünyada köyden kentte göç, teknolojinin ilerlemesi ve rasyonel aklın çok yüceltilmesi ile beraber sözlü gelenek unutuldu. Bu durum dünyanın her yerinde aynı... Sadece bize has bir durum değil. Ama eskiye göre şu an büyük bir geri dönüşüm var. Yeterince emek vermeye çalışarak yeniden bir ayağa kaldırma durumu söz konusu.

MASAL DEDEKTİFLİĞİ YAPIYOR

Dünya masallarını araştırıyorum. Öncelik masalın beni heyecanlandırması. Öyle olduğu zaman ister Afrika olsun, ister Anadolu olsun gider irdelerim. Daha çok kitaplardan ve masal anlatıcılarından araştırmalar ve derlemeler yapıyorum. 

MESAJ VEREREK ANLATILMAMALI

Masalların yazarı yok anlatıcıları var. Kuşaktan kuşağa aktarılıyor. İskeletini bozmamalıyız. Masalların mesajları olduğuna da inanmıyorum. İnsana dair masalın içinde derin hakikatler var. Bunları keşfedip paylaşmak lazım. Masalların sonunda ‘Evet, demek ki neymiş çocuklar’ gibi mesajlardan kaçınılmalı. Çocuklar bu anlatıyı sevmiyor. Bu hataya düşülmemeli.

KODLAMA KONUŞULUYOR AMA...

Kodlama ve masalın el ele gideceğini düşünüyorum. Teknoloji ve masal anlatıcılığı iki kardeş... Teknoloji soğuk bir şeydir. Onu dengeleyecek sıcak bir şeye ihtiyaç var. O da kalptir. Onu da bize masal anlatıcılığı veriyor. Birçok öğrencim okullarda çocuklara düzenli masal anlatırlar. Çocuklar o ders saatini iple çekiyor. O çocuklar teknoloji çocukları. Ama pürdikkat dinliyorlar.

YAZI, BİZİM YABANCI DİLİMİZ

Prof. Dr. Gerald Hüther diyor ki ‘Masal, beyni güçlendiren bir besindir’... Bu denli öneme sahip masalı eğitimde niçin kullanmayalım. Bazı okullarda masal dersi düzenli verilmeye başladı. Çocukların ders programına masal dersi girmeli. Seçmeli değil mecburi olmalı... Özelikle okul öncesi ve ilkokulda yapılmalı. Almanya benim de içinde bulunduğum bir projeyle bunu hayata geçirdi. Çocuklar üzerinde çok şey değişti. Dinlenme ve anlatma maharetleri gelişti. Konsantrasyon eksiklikleri ortadan kalktı. Daha çok sakinleştiler. Ders saati bitiyor ama halen gitmiyorlar. Bu dersi verecek öğretmenlere işin dil ve metodolojisi var, o öğretilir. Ardından uzman bir ekiple çalışılıp eğitimler verilir. Sonra masalların yapısı öğretilir. Her masal her çocuğa anlatılmaz. Sonra derse girerler. Hepimizin içinde sözlü gelenek var zaten. Yazı bizim yabancı dilimiz. Yedi yaşında onu öğreniyoruz. 

Masallar bitmiyor sadece evriliyor

Nine ve dede vefat ettikçe o masal anlatma geleneği değişiyor. Günümüzde daha çok bilinçli ebeveynler geliyor. Anlatıcılık eğitimi alıp çocuğuma nasıl daha iyi anlatırımın peşine düşüyorlar. Masal bitmiyor aslında evriliyor. Daha bilinçli bir hâle geliyor. Günümüzde anne babanın şuur seviyesi farklı... Eskiler duyduklarını sözle aktarıyordu, şimdikilerse yazıdan öğrendiğini söze büründürüyor. 

Almanya’da bu tarz cümleleri  duyamazsınız 

Nazlı Çevik Azazi: Masallar insanlığın evrensel değerleridir. Batı göz, Doğu ise söz toplumu. Bizde masallar daha köklü çünkü söz toplumuyuz. Heykel, resim Batı’da gelişti. Kültür ve dinin tesiriyle bizde resmetmek günahtı. İçimiz ise imgelerle doluydu. Bir anlatma ihtiyacı doğuyordu. O imgeleri ressam resmiyle biz ise sözcüklerle aktarma yoluna gitmişiz. Bizim dilimizin yapısı da o formata uygun. Anlatı gelenekleri buradan çıktı. Bu toprakların masalları daha derin. Kime dokunsan ‘A, benim dedem de anlatırdı, teyzem de anlatırdı’ cümlelerini çok duyarız. Almanya’da böyle çıkışları asla duyamazsınız. Onlarda daha çok okuma yazma kültürü dominant. Bizim kültür kodlarımızda ise zaten var, biz sadece hatırlatıyoruz.

Mahmut Özay

 

TÜRKİYE GAZETESİ

KAMUYA BAKIŞ SAYFASINI
GÜNDEMDEN HABERLER
SON EKLENEN HABERLER