SON EKLENEN HABERLER

YILLIK İZİNDEYKEN İŞYERİNİZE SAKIN GİTMEYİN!

Yıllık izindeyken işyerinize sakın gitmeyin! İşten atılma sebebiniz olabilir...  
06 Ocak 2019 08:38

Çalışanlar dikkat! İzinli olduğunuz günlerde işyerinde patronunuza yakalanmanız işten atılmanız için bir gerekçe olabilir.

YILLIK İZİNDE İŞYERİNE UĞRADI

Bir spor klübünde çalışan antrenör spor hocası, patronuna yıllık izinliyken işyerinde yakalanınca bu durumu tazminatsız işten atma gerekçesi saydı. Yargıtaya göre de, işyeri kurallarını ihlal etmek, patronun güvenini sarsmak ve işten atılmak için 'geçerli' bir sebep...

ÖZEL DERS VERDİ

Yaşanan olayda Sağlık Klubü spor hocası, işyerinde, işyeri kurallarına aykırı davranışlarda bulundu. İddiaya göre, yalnızca misafirlerin kullanabileceği alanda oturarak kahve içti.Yine yıllık izinliyken veya mesai dışında özel ders vererek bir takım hilelelere başvurdu. Yıllık izindeyken işyerine geldi..İşveren tarafından işine tazminatsız son verildi.

İŞE İADE DAVASI

İşine son verilen Antrenör, iş akdinin feshedildiğine dair yazılı bir bildirimde bulunulmadığını, yapılan feshin haksız olduğunu ileri sürerek feshin geçersizliği iddiasında bulunarak, işe iadesini talep etti.

İşveren ise, sağlık klubü görevlisinin işyeri kurallarına uygun olmayan davranışları sıralayarak, işten çıkarmanın haklı olduğunu savundu.

İşveren savunmasında, davacının çalışırken dinlenme molasında personelin kesinlikle kullanmaması gereken misafirlere ait alanda kahve içtiğinin tespit edildiğini ve işyeri kurallarına uyması konusunda yazılı olarak uyarıldığını, yıllık ücretli izin döneminde (özel ders) verdiğinin tespit edildiğini ve söz konusu eğitim sonrası elde edilen ücretin ise, ancak 'uyarı' sonrası davacı tarafından işyeri hesabına ödendiğini, ancak, imzalanması gereken belgeye dersi alan kişi yerine, her nekadar ders alan kişinin 'sen imzala yerime' şeklinde beyanı olsa da, kendisinin sahte imza atmasının güven sarsıcı olan davranışlar olduğunu iddia etti.

Yerel mahkeme işe iade kararı verdi. İşveren şirket kararı İstinafa götürdü.

Ancak Bölge Adliye Mahkemesi de, davacı tanıklarının beyanlarına dikkat çekerek işe iadeye dair mahkeme gerekçesinin yerinde olduğu kanaatine vararak işvereni haksız buldu.

İşveren bu defa Temyize başvurdu.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi emsal nitelikte bir karar verdi.

İşveren feshi 'geçerli' diyerek işe iade kararını bozdu.

KARARDAN;
...İş yeri kuralları içerisinde yer alan yıllık izin sürecinde işyerinde bulunmamak ve özel ders vermemek hususunun ihlal edildiği ayrıca bu süre içerisinde eğitmeni olduğu kişi adına işyerindeki belgelere imza attığı davacı kabulünde olduğu gibi tanık beyanları ile de sabittir. Söz konusu fiiller işçiye güveni sarsmıştır. İş ilişkinin işveren açısından devam ettirilmesi beklenemez.

Bu itibarla, davacının iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedildiğinin kabulü ile, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

"İçtihat Metni"( K.T..) 21.05.2018

22. HUKUK DAİRESİ 2018/5834 E., 2018/12594 K.

BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ: Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ: İŞE İADE

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili müvekkilinin davalı işyerinde Eylül 2013 tarihinde spor hocası olarak işe başladığını, iş akdinin 10/11/2016 tarihinde işverence sonlandırıldığını, iş akdinin feshedildiğine dair yazılı bir bildirimde bulunulmadığını, yapılan feshin haksız olduğunu ileri sürerek feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlara hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı davacının 07/09/2013-09/11/2016 tarihleri arasında müvekkil şirkette sağlık kulübü departmanında sağlık kulübü görevlisi olarak çalıştığını, 29/05/2016 tarihinde davacının çalışırken dinlenme molasında personelin kesinlikle kullanmaması gereken misafirlere ait alanda kahve içtiğinin tespit edildiğini ve işyeri kurallarına uyması konusunda yazılı olarak uyarıldığını, davacının antrenörlük hizmetinin müvekkil şirketin gelir kaynaklarından biri olduğunu, misafirlerden işyeri adına tahsil edilen her türlü paranın en geç vardiya sonunda imza karşılığında otel yönetimine teslim edilmesi gerektiğini, çalışanların misafir ile hiçbir şekilde kazanç sağlayıcı bir iş ilişkisine giremeyeceklerini, personelin yıllık ücretli izin hakkını kullanırken işyerine gelmesinin yasak olduğunu, davacının bu kuralları bilmesine rağmen 31/10/2016 tarihinde yıllık ücretli izin döneminde ... isimli misafire kişisel eğitim hizmeti verdiğinin tespit edildiğini ve söz konusu eğitime ilişkin herhangi bir hizmet formuna rastlanılmadığı gibi eğitim sonrası elde edilen gelirin şirkete verilmediğinin tespit edildiğini, uyarı sonrası ücretin davacı tarafından ödenmesinin, davacı tarafından misafir tarafından imzalanması gereken bir belgeye misafir adına sahte imza atılmasının güven sarsıcı olan davranışlar olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece, dinlenen tanık ...'in yeminli beyanından, davacının özel ders beyan formunu kendi bilgisi ve talimatı doğrultusunda doldurup imzaladığı, kendi adına ödeme yapması için ders ücretlerini davacıya verdiğini bildirmesi ve yine daha önceki çalışmalarında da ders ücretlerini işletmeye değil eğitmene ödediği bilgisi karşısında davalı tarafın üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediği, feshin son çare olduğu ilkesinin gözetilmediği gerekçesiyle davacının iş akdinin feshinin geçersizliğine davacının işe iadesine karar verilmiştir. 
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tanıklarının, özellikle işyeri müşterisi olan davacı tanığının beyanları da göz önüne alındığında, hem savunmada sözü edilen kuralların işyerinde uygulandığı hem de davacının işyeri adına sunduğu hizmet bedelini mal edinmeye çalıştığı hususlarının sabit olmadığı, mahkeme gerekçesinin yerinde olduğu kanaati ile davalının bu yöne dair istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının iş sözleşmesinin haklı veya geçerli sebeple feshedilip feshedilmediği noktasındadır.
4857 sayılı Kanun'un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. Yargılama sırasında bu sebeplerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık, işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu nedenle iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa 4857 sayılı Kanun'un 18/1. maddesi gereği geçerli fesih hakkı doğar.
İş ilişkisinde işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebep olarak karşımıza çıkmaktadır. Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir. Şüphe, fesih anında mevcut belirli objektif vakıa ve emarelere dayanmalıdır. İşverenin sırf sübjektif değerlendirmesi yeterli olmayıp, yapılan incelemede işçinin şüphe edilen eylemi işlediğinin büyük bir ihtimal dahilinde olduğu sonucunun ortaya çıkması gerekir. 
Dosya içeriğine göre davacının 07.09.2013-10.11.2016 tarihleri arasında davalı işyerinde spor eğitmeni olarak çalıştığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı işveren tarafından 10.11.2016 tarihli tutanak ardından iş akdi "yıllık ücretli izin hakkınızı kullandığınız 31.10.2016 tarihinde 18:00 saatleri sırasında ... isimli misafirimize kişisel eğitim hizmeti verirken görüldüğünüz tespit edilmiştir. Yapılan incelemede söz konusu eğitime ilişkin herhangi bir hizmet formuna rastlanılmadığı gibi kişisel eğitim sonrası elde edilen gelirin de otelimize verilmediği, görülmüştür. 31.10.2016 tarihine ilişkin olumsuzluk, yine yıllık ücretli izin hakkınızı kullandığınız 01.11.2016 tarihinde de yaşanmıştır.Giderek 08.11.2016 tarihinde mesai saatinizin dolmasından sonra saat 18:15 sıralarında departman müdürünüz ile tesadüfen karşılaştığınız, departman müdürünüzün size neden hali hazırda işyerinde bulunduğunuzu ve neden kendisine bilgi vermediğinizi sorduğu, sizin departman müdürünüze kişisel eğitim için işyerine geldiğinizi beyan ettiğiniz, bunun üzerine departman müdürünüzün sizden verdiğiniz kişisel eğitime ilişkin formu talep ettiği ve ayrıca size bir gün öncesinde (07.11.2016) bu konu hakkında özel bir toplantı yapılmasına ve şahsi antremanların en geç saat 16:00'a kadar bitirilmesine yönelik talimatına rağmen neden bu talimata aykırı davranmak konusunda ısrarcı olduğunuzu sorduğu ve ayrıca kayıtlarda da ders kaydının bulunmadığını belirttiği, sizin sadece formun henüz hazırlanmadığı yönünde beyanda bulunduğunuz, sizin bilahare kişisel eğitim verdiğiniz ... isimli misafir adına düzenlenmiş formu sonrasında getirdiğiniz, form üzerinde misafirin imzasının bulunmadığının departman müdürünüz tarafından size iletildiği, sizin müdürünüze misafirin çıkışta imza atacağını ve aynı zamanda ödemeyi yapacağını belirttiğiniz, ancak misafir tarafından imzalanması gereken formun sizin tarafınızdan imzalandığı, bir diğer deyişle form üzerine misafir adına sahte imza attığınız, diğer yandan ödemenin misafir tarafından değil sizin tarafınızdan yapıldığı, 10.11.2016 tarihinde insan Kaynakları Departmanında yapılan görüşmede misafirden 1 gün öncesinden hizmet bedelini aldığınızı ancak aldığınız hizmet bedelini anında veya en azından vardiya sonunda otelimize teslim etmediğinizi ve ilgili kişisel eğitim kayıt formuna misafirin yerine imza attığınızı beyan ettiğiniz tespit edilmiştir. Bir diğer deyişle; 08.11.2016 tarihinde müdürünüzün sizinle tesadüfen karşılaşmaması halinde, 08.11.2016 tarihli kişisel eğitimin de tıpkı 31.10.2016 tarihli ve 01.11.2016 tarihli kişisel eğitimler kayıt dışı kalacağı müşahade edilmiştir. " nedenlerine dayanılarak yazılı fesih bildirimi yapılmak sureti ile feshedilmiştir. İş yeri kuralları içerisinde yer alan yıllık izin sürecinde işyerinde bulunmamak ve özel ders vermemek hususunun ihlal edildiği ayrıca bu süre içerisinde eğitmeni olduğu kişi adına işyerindeki belgelere imza attığı davacı kabulünde olduğu gibi tanık beyanları ile de sabittir. Söz konusu fiiller işçiye güveni sarsmıştır. İş ilişkinin işveren açısından devam ettirilmesi beklenemez. 
Bu itibarla, davacının iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedildiğinin kabulü ile, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. 
Hüküm: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Davanın REDDİNE,

3- Alınması gereken 35,90 TL karar ilam harcından davacının yatırdığı 29,20 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 6,70 TL karar ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 
4-Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 222,30 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2018 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.

SGKREHBERİ

KAMUYA BAKIŞ SAYFASINI

YORUMUNUZU YAZIN ...